Bu belgede anlatılan her şeyin, Amed'de, Wan'da, Mahabad'da ya da Qamişlo'da oturan bir insanın aklından geçen tek bir pratik sorusu vardır: "Ben buna katılırsam başıma bir şey gelir mi?"
Bugüne kadar bu sorunun dürüst cevabı "gelebilir" idi. Bir derneğe üye olmak bir listeye girmekti. Bir toplantıya katılmak bir fotoğrafa girmekti. Bir bağış yapmak bir banka kaydına girmekti. Devletsiz bir halkın örgütlenmesini yüz yıldır sınırlayan şey ilgisizlik değildi; katılmanın bedeliydi. İnsanlar istemedikleri için değil, kendilerini ve ailelerini korumak zorunda oldukları için uzak durdular.
Blokzincirin bu ulusa en büyük nimeti tam buradadır. Zincirde kişi bir isim değil, bir hash'tir. Defter fiili taşır — oy verildi, ders tamamlandı, harç ödendi, karar alındı — ama fiili yapanı taşımaz. İlke tek cümledir: fiil aleni, kişi değil.
Bunun sonucu doğrudan ve büyüktür. Anavatanda yaşayan biri, diasporanın dijital çalışmalarına — okuluna, oylamasına, hazinesine, seçimlerine — başına bir şey gelir mi kaygısı gütmeden katılabilir. Kişi kendini ifşa etmedikçe, onu kimse ifşa edemez. Bu bir vaat değildir; teknolojinin doğası gereği böyledir. Vaat tutulmayabilir, doğa tutulmamazlık edemez.
En önemli kısmı da şudur: bu koruma bize güvenmenizi gerektirmez. ICK'nin elinde açık bir üye listesi yoktur; olmadığı için de istenemez, sızdırılamaz, ele geçirilemez, ve bir mahkeme kararıyla talep edilemez. Bir kurumun veremeyeceği tek liste, hiç tutmadığı listedir. Kurumun iyi niyetine bağlı olan her koruma, o kurumun en zayıf gününe bağlıdır; tasarıma yazılmış koruma ise o günü de aşar.
Koruma ayrıca sayıdan gelir, gizlenmekten değil. Bir kişinin yaptığı şey ayrıksı bir davranıştır ve ayrıksı olan görünür. Yüz bin kişinin yaptığı şey bir nüfusun davranışıdır, ve bir nüfus hedef listesi olamaz. Bu yüzden katılan her yeni insan yalnızca kendi katkısını değil, kendinden önce katılmış herkesin güvenliğini de büyütür. Kalabalık burada bir slogan değil, bir güvenlik mekanizmasıdır.
Korumanın nasıl çalıştığını bilmek onu daha da güçlendirir. Zincir kişiyi saklar; kişiyle fiil arasındaki bağı kuracak tek şey kişinin kendi davranışıdır. Aynı fiili başka bir mecrada kendi adıyla ilan eden kişi, zincirin sakladığı bağı kendi eliyle kurmuş olur. O hâlde takma adla katılan birinin tek disiplini vardır ve basittir: iki kimliğini kendi elinle birbirine bağlama. Gerisini tasarım halleder.
Bir halkın örgütlenmesinin önündeki en eski engel korkuydu, ve o korku haksız değildi. Onu kaldıran şey bir cesaret çağrısı değildir — katılmanın bedelini sıfıra indiren bir tasarımdır. Cesaret istemek bir dilekçedir; korkuyu gereksiz kılmak bir çözümdür.