Nexşerêya stratejîk
Gençlik, göç, ve fiyat
Avrupa yaşlanıyor. Kanada, Almanya, Avusturya ve Japonya çalışma çağındaki nüfusa her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor, ve bu bir tahmin değil aritmetiktir. Aynı anda Kürt gençleri zaten gidiyor — düzensiz yollardan, tehlikeyle, ve hiçbir kuruma bağlı olmadan.
Bu yüzden gerçek soru "gitsinler mi" değildir. Onlar gidiyor. Soru şudur: dağınık birer birey olarak mı, yoksa geçişini örgütleyen bir ulusun üyesi olarak mı gidecekler. Aradaki fark her şeydir. Tek başına giden kişi ulus için kaybolur: ne kaydı vardır, ne bağlılığı, ne dönüş yolu. Kurumsal bir kanaldan giden kişi ise gittiği yerde bir üyedir, bir kayıttadır, bir ağın parçasıdır — ve o ağ, elli yıl boyunca bir hukuki iddiayı ayakta tutabilen türden bir şeydir.
Bunun ürettiği dört şey vardır. Birincisi örgütlü bir diaspora: dağınık bir göç diaspora üretmez, kalabalık üretir; ilhakı tanımama doktrinini elli yıl taşıyan yapı, önce var olmak zorundaydı. İkincisi muhataplık: nitelikli, elenmiş, dil hazırlığı yapılmış insan sağlayabilen bir kuruluş, hükümetler nezdinde dilekçe veren değil karşı taraf olur — masada yer iddiadan değil arz edebilmekten doğar. Üçüncüsü somut üyelik: genç bir Kürdün ICK'ye katılması için sembolik olmayan bir sebep; kurumun gence verdiği şey bir rozet değil bir gelecektir. Dördüncüsü geri dönebilecek kadro: Ilves 1993'te, Adamkus 1997'de, Vīķe-Freiberga 1998'de yeni kurulmuş devletlerine döndüler — ama dönebilmeleri için önce yurt dışında yetişmiş olmaları gerekti.
Kanal tek yol olursa boşaltmaya dönüşür. Bu yüzden program çift yönlüdür: bir yandan yurt dışına kurumsal geçiş, öte yandan yerinde kalıp dünyaya satmayı mümkün kılan eğitim. Yapay zekâ ve blokzincir, Hewlêr'den, Diyarbakır'dan, Silêmanî'den satılabilen o birkaç beceriden. Aynı müfredat iki kapıyı da açar; kişi hangisinden geçeceğine kendi karar verir. Ve her mezundan beklenen, bulunduğu yerde kendi ulusunun temsilcisi gibi çalışmasıdır.
Ölçek itirazı burada gelir, ve karşılanması gerekir. Dört devlet her yıl toplam yaklaşık dört milyon kişiyi çalışma çağına ekliyor; hiçbir diaspora programı bu sayıyla yarışamaz. Ama fiyat baş sayısıyla ölçülmez. Bir devlet çalışma çağına giren dört milyonu kaybetmez; hekimini, mühendisini, yazılımcısını ve öğretmenini kaybeder — ve o kayıp binlerle ölçülür. Nitelikli göçün maliyeti nüfusun ortasına değil kuyruğuna düşer: yetiştirmesi en pahalı, yerine koyması en zor olan ince dilime. Üstelik o dilimin okul masrafını devlet ödemiştir; giden kişi yanında kendi eğitimine yapılmış kamu yatırımını da götürür.
Dördünde de genç işsizliği yüzde on altı ile otuz üç arasındadır. Bu, kanalın önünde bir direnç bulmayacağı anlamına gelir: kohortunu zaten ememeyen bir devlet, gidenleri tutmak için bedel ödemez. Kapı açıktır, ve açık kalacaktır.
Dürüst olan şudur: literatürde nitelikli göçün tek başına bir devleti siyasi tavize zorladığı belgelenmiş bir vaka yoktur. Bunu biz söyleriz, çünkü söylemezsek bir başkası söyler ve bütün program onunla birlikte sarsılır. Ama bu, programın gerekçesini ortadan kaldırmaz — çünkü mekanizma hiçbir zaman tek bir dalganın tek bir devleti diz çöktürmesi değildi.
Belki bu beyin göçü o devletleri taviz vermeye mecbur bırakmaz. Ama başlangıçtaki ilkemize hizmet eder: göz hizasında eşitliği kabul etmeyene bir fiyat çıkarır, ve fiyatlar üst üste toplandığında masayı kurdurur. Kaybedilen hekim bir fiyattır. Yurtdışına akan harç bir fiyattır. Kendi gencine ana dilinde eğitim veremediği için o genci başkasının kurumuna kaptırmak bir fiyattır. Tek tek hiçbiri bir devleti masaya oturtmaz; toplandıklarında oturtan şey de zaten tek bir kalem değil, faturanın kendisidir.
Ve değer, yalnızca onların kaybettiğinde değil, bizim inşa ettiğimizdedir: örgütlü bir diaspora, muhatap alınan bir kurum, geri dönebilecek bir kadro, ve gencine gelecek verebilen bir ulus.
Katkıda bulunmak ister misiniz? Okuma herkese açıktır. Değişiklik ve tartışma için cüzdanınızla ya da davet kodunuzla giriş yapmalısınız.
Cüzdanınız yok mu? Cüzdan Android ve tarayıcı için var. iPhone için henüz yok — davet koduyla girin.